Newsletter subscribe

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÖRGÜTLENMENİN KRONOLOJİSİ

Türkiye’de öğretmen örgütlenmesinin kronolojik olarak seyri şöyledir:

1. İlk örgüt, “Encümeni Muallim”, 1908’de II: Meşrutiyet’in ilanıyla gerçekleşmiştir. Kurucuları Maarif Nezare-ti’ne yakın öğretmenler olduğu için fazla taraftar bulamadı.
2. Yine aynı yıl Fransızca Öğretmeni Zeki Bey’in öncülüğünde “Muhafaza-i Hukuk-i Muallim” kuruldu.
3. Her iki örgüt Zeki Bey’in başkanlığında birleşerek “Cemiyet-i Muallimin”i oluşturdu. 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu, Zeki Bey’i tutukladı. Cemiyet dağıldı.
4. Edirne Muallim Mektebi Müdürü Nafi Atuf (Kansu)’un öncülüğünde “Mahfel-i Muallimin” kuruldu.
5. Bursa’da Öğretmen Okulu Müdürü Et-hem Nejat “Muallim Yurdunu” kurdu. Fahri başkanı Vali Prens Abbas Halim Paşa idi. Bu girişimler eğitimcilerin öncülüğünde başlamış, ancak yıllar süren sıkıyönetimler etkisiyle uzun ömürlü olamamıştır.
6. 1914’te denenen “Muallimler Cemiyeti” girişimi yarım kaldı.
7. Yine bu yıllarda “Darül Muallimin” ve “Darul Muallimat Mezunları Cemiyeti” Ankara ve İstanbul’da kadın ve erkek öğretmenlerin ortak örgütlenmeleri olarak kuruldu.
8. İlkokul öğretmenleri daha sonra bu cemiyetlerden koparak “Tedrisat-ı İptidaiye Muallimleri Cemiyeti”ni kurdular.
9. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışından sonra Anadolu hükümetine bağlı öğretmenler tarafından yeni örgütlenmeler başlatıldı. Cemiyetin amacının belirsizliği ciddi tenkit konusu oluyordu. Cemiyet sırasıyla “Türkiye Muallime ve Muallimler Cemiyeti”, “Türkiye Muallimler Birliği” adını aldı. “Cumhuriyet tipi öğretmen meydana getirme ideali” bazı öğretmenlerin meslekten çıkarılmasını gündeme getirdi. Bu öğretmenler, Bakan ve Birlik Başkanının imzasıyla işten çıkarılıyordu. Bu da öğretmenleri Cemiyet’ten soğuttu.
10. Muallimler Birliği’nin kuruluş amacından uzaklaşması, Şeyh Sait İsyanı’nı takip eden olaylarla birlikte her tür örgütlenmeye kuşkuyla bakılması öğretmen örgütlenmelerini önemli ölçüde etkiledi.
11. 1931’e gelindiğinde 16 yerel öğretmen derneği bulunuyordu.
12. 1935-1936 Öğretim yılında “İstanbul Muallimler Birliği”nin kapanmasıyla öğretmen örgütlenmesi süreci sona erdi.
13. 1931’de girilen tek parti dönemi her türlü özgür örgütlenmeyi yok etti. 1938’de

çıkarılan 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu, kamu görevlilerine örgütlenme hakkını yasakladı.
14. 1932’de kurulmaya başlanan halkevlerine öğretmenler üye olmak için zorlanıyordu.
15. Yasak 1946 çok partili hayata geçişe kadar sürdü.
16. 1946-1965 arasında yöresel örgütler kuruldu. Daha sonra bunlar birleşerek
“Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖDMF)” adını aldı.
17. Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu kendisini ilerici, devrimci diye tanımlayan kişilerin yönetimine geçmesiyle milliyetçi, muhafazakar öğretmenler “Milliyetçi Öğretmenler Birliği”ni kurdular.
18. 1965-1971 arası öğretmen örgütlenmeleri sendika adı altında sürdürüldü.
19. Yine yasak... 12 Mart Muhtırası ile örgütlenmeler yine kesintiye uğradı.
20. 1971’den sonra sendikaların yerlerini dernekler aldı.
21. “Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER)” kuruldu.
22. “Ülkücü Öğretim Üyeleri ve Öğretmenler Derneği (ÜLKÜ-BİR)” kuruldu.
23. “Mefkureci Öğretmenler Derneği (MEF-DER)” Mayıs 1975 yılında kuruldu. Genel Merkezi Ankara’da idi. Amacı öğretmenler arasında mesleki birlik ve dayanışmayı sağlamak için bütün öğretmenleri “Millî Mefkure” etrafında toplamaktı. Aylık “MEF-DER” adlı bir dergi çıkardı. 15.000 üyeye sahipti.
24. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle tekrar tüm dernekler kapatıldı. Yine yasak. Yine filizlenen sivil örgütlenmelere tırpan...
25. 1990 yılıyla birlikte sendikal örgütlenme dönemi başlamıştır. EĞİTİM-SEN, TÖB-DER’in; EĞİTİM-BİR-SEN, MEF-DER’in; TÜRK-EĞİTİM-SEN, ÜLKÜ-BİR’in bir çok benzer yönüyle devamı olmuştur.
26. 1989’da bir grup öğretmen tarafından Genel Merkezi Ankara’da olmak üzere “Öğretmenler Vakfı” kuruldu. Kısa sürede bütün illerde örgütlenmesini tamamladı. Millî Şuur çerçevesinde önemli hizmetler icra etti. Çeşitli konferans, seminer, panel ve etkinliklerle eğitim camiasına önemli katkılar sağladı. Öğretmenlerin sendikal örgütlenmeye geçişlerinde önemli desteği oldu ve altyapıyı hazırladı. 28 Şubat sonrasında ki vakıflara yönelik baskıcı tutumdan sonra çalışmalarını Genel Merkez düzeyinde artarak sürdürmektedir.